John Fante – Bahara Kadar Bekle Bandini

Bahara Kadar Bekle Bandini Kitap Kapağı Bahara Kadar Bekle Bandini
John Fante
PDF
176

John Fante'nin bu romanıyla, Amerika'da yaşayan İtalyan, Katolik Bandini ailesinin bir yandan fakirlikle boğuştuğu bir yandan da hayatın akışı içinde yakaladıkları küçük mutluluklarla avunduğu hayatını okuyoruz. Duvarcı ustası olan Svevo Bandini, yoğun kar yağışıyla geçen kıştan dolayı işsiz, üç oğlunun ihtiyaçlarına yetemediği için mutsuz, karısı Maria'nın ise her şeyi hoşgören, dindar kişiliğinden bıkmış bir haldedir.

Evde yaşananlardan kopuk, zengin bir hayatın düşü içindedir sürekli. Maria'nın annesinin onları ziyarete geleceği haberini alınca evi terk eder çünkü ondan nefret etmektedir, aslında bu biraz da bahanedir. Svevo Bandini'nin gidişiyle geride kalanlar çok zor günler yaşar. Maria Bandini, elinde tesbihi, pencerenin önünde dua ederek günlerce bekler, zaman içinde çocuklarıyla ilgilenecek hali de kalmayan Maria, kocasının onu aldattığından emin, hastalıklı bir hal alır. Bu arada büyük oğlu Arturo Bandini aynı sınıfta okuduğu Rosa'ya platonik olarak aşık olmuştur ve bu aşk hızla onun içinde büyürken, fakirliğinden ve annesinin cahilliğinden utanan Arturo, Rosa'yı kendine yakıştıramaz ve bir türlü onu sevdiğini söyleyemez. Sonraları Rosa'nın acı bir şekilde ortadan kayboluşu üzerine, Arturo için acıklı günler başlar ve onun ölüm haberiyle yıkılır. Bu esnada, Svevo Bandini eve döner. Ancak Maria o denli kızgındır ki Svevo'yu kovar. Svevo'nun kovuluşuyla birlikte, evi terk ettiği andan itibaren başından geçenler anlatılır. Svevo, semtin zengin ve dul kadını Bayan Hildegarde'nin evinde kalmış, onun işlerini hallederek para kazanmıştır ancak zaman içinde yakınlaşmışlar ve aşık olmuşlardır. Svevo için çok huzursuz bir aşktır bu. Bayan Hildegarde'ın kültürlü ve zengin oluşu Svevo'nun kendisini git gide kötü hissetmesine, aşağılık bulmasına yol açmıştır. Baharın gelişiyle birlikte, Arturo babasından eve geri dönmesini ister, Maria'nın kızgınlığının geçtiğini söyler. Ve Svevo Bandini, fakir hayatına geri döner. Yalın bir dille ve akıcı bir üslupla yazılmış kitap. Katolik öğretisi, düşündürücü bir şekilde işlenmiş. Özellikle Maria'nın ve çocukların günah kavramıyla ilgili huzursuzluğu çok açık. Kendi adıma, büyük bir heyecanla okuduğumu söyleyemem ama "iyi" bir roman. "Hep hastaydı, ama belirti göstermeyen türden bir hastalıktı onunki; kansız ve yarasız, acı sadece." "Ah, Amerika, çocukların birbirlerinin gırtlağını kesip kana susamış canavarlar gibi can verecekler!" "Her seferinde ait olmadığı bir evdi orası, heyecan verici ve ulaşılmaz." "İki yabancıydılar, farklılıklarının uçurumunu aşmalarını sağlayan tek köprü tutkuydu." "O orada olmayacaktı, ama gerekmiyordu orada olmak, çünkü bu bir anı olmuş olacaktı zaten. Ölmüş olacaktı, ama hayatta olanlar bilinmez olmayacaklardı onun için, çünkü bir kez daha gerçekleşecekti bu, henüz yaşanmamış bir hayattan edinilmiş bir anı."